5
4
3
3 (1)
2
1 (1)
previous arrow
next arrow
Biyografi

Dr. Engin Baştürk: Uzmanlığı ve Başarıları

Op. Dr. Engin Baştürk, Gastroenteroloji, genel cerrahi ve obezite cerrahi alanlarında uzmanlaşmış bir doktordur. Çok çeşitli sağlık sorunlarının tedavisinde uzman olan Dr. Baştürk, mide botoks uygulaması, mide balonu uygulaması, kasık fıtığı, göbek fıtığı, safra kesesi laparoskopik alınması, sünnet, genital siğil, kıl dönmesi ve hemoroid lazer tedavileri gibi bir dizi prosedürde uzmanlığı ile tanınır.

Sağlıklı Kilo Verme ve Tüm Cerrahi Hastalıkları!

Op. Dr. Engin Baştürk, genel cerrahi ve obezite konusunda uzmanlaşmış ve deneyimli bir cerrah olarak tanınmaktadır. Geniş bir yelpazede cerrahi prosedürlerinde uzmanlaşmış olan Dr. Baştürk, hastalarına en son teknolojileri kullanarak tedaviler sunmaktadır.

Mide botoks uygulaması, mide balonu uygulaması, kasık fıtığı, göbek fıtığı, safra kesesi laparoskopik alınması, sünnet, genital siğil, kıl dönmesi ve hemoroid lazer tedavileri gibi birçok prosedürde uzman olan Dr. Baştürk, hastalarının her türlü estetik ve cerrahi ihtiyaçlarını karşılamak için özenle çalışmaktadır.

Dr. Baştürk, özellikle gastrointestinal cerrahi ( mide kanserleri, kolon ve rektum kanserleri tedavileri ) , tiroid hastalıkları ve kanserleri, meme hastalıkları ve kanserleri , safra kesesi ve karaciğer tümörleri, mide fıtıkları, karın duvarı ve kasık fıtıkları cerrahisi, obezite ameliyatları ( tüp mide-sleeve gastrektomi) , mide botoks ve mide balonu, pilonidal sinüs (kıl dönmesi), anal fistül cerrahisi ( lazer, seton ) , anal fissür cerrahisi , sünnet, genital siğil,varis tedavileri,  hemoroid lazer tedavileri ve tüm endoskopi işlemleri ( gastroskopi, kolonoskopi, PEG kateteri )  Bu prosedürlerin tanı ve tedavisinde, hastalarına son derece profesyonel bir yaklaşım sergilemektedir.

Hastalarının konfor ve güvenliği her zaman önceliği olan Dr. Baştürk, ameliyat öncesinde ve sonrasında tüm detayları açıklayarak hastalarını bilgilendirmekte ve tüm sorularını yanıtlamaktadır.

Op. Dr. Engin Baştürk, cerrahinin en son teknolojilerini kullanarak hastalarına en iyi sonuçları sunmaktadır. Kendisiyle birlikte çalışmak isteyen hastaların, kliniğindeki profesyonel ekibiyle birlikte, güvenilir ve kaliteli bir tedavi deneyimi yaşamaları garanti edilmektedir.

Siz de estetik cerrahi ile ilgili herhangi bir sorunuz veya endişeniz varsa, Op. Dr. Engin Baştürk’ün uzmanlığından faydalanarak sağlığınız ve görünümünüz için en iyi tedavi seçeneklerini keşfedebilirsiniz.

Uzmanlık Alanları

Dr. Baştürk, uzmanlığı ve deneyimiyle, hastalarının sağlık sorunlarına etkili bir şekilde çözüm bulmalarına yardımcı olur.

Mide Botoks Uygulaması

Sindirim sistemi bozukluğu olan hastaların tedavisinde kullanılır. Dr. Baştürk, mide botoks uygulaması konusunda deneyimli bir uzman ve hastalarının rahatlamasına yardımcı olmak için bu prosedürü güvenli bir şekilde gerçekleştirir.

Mide Balonu Uygulaması

Aşırı kilolu hastaların kilo vermesine yardımcı olmak için kullanılır. Dr. Baştürk, mide balonu uygulamasını, hastalarının ihtiyaçlarına uygun olarak gerçekleştirir ve kilo verme sürecinde hastalarına destek olur.

Kasık Fıtığı

Birçok kişinin karşılaştığı bir durumdur. Dr. Baştürk, kasık fıtığı tedavisinde uzmanlaşmış bir cerrah ve güvenli ve etkili bir ameliyat süreci sağlar. Ayrıca libial hernia tedavisi de dahil olmak üzere diğer fıtık tedavilerinde de uzmanlaşmıştır.

Op. Dr. Engin Baştürk ile & Obezite Cerrahisi

01.

Tecrübeli ve Yetenekli

Dr. Baştürk, obezite ve genel cerrahi konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahiptir. Bu deneyimi, cerrahi tekniklerin her yönüyle ilgili bilgi ve becerilerle birleştirmiştir. Bu sayede hastalarına en iyi tedavi seçeneklerini sunmaktadır.

02.

İnovatif Yaklaşım

Dr. Baştürk, sürekli olarak yenilikçi cerrahi tekniklerin ve tedavi yöntemlerinin takibini yapmaktadır. Bu, hastalarına en son teknolojiye sahip tedavileri sunarak daha az invaziv, daha hızlı ve daha konforlu tedaviler sunmasına olanak tanımaktadır.

03.

Güven Veren Yaklaşım

Dr. Baştürk, hastalarıyla güvenilir bir ilişki kurarak, her bir hastanın bireysel ihtiyaçlarına özel çözümler üretmektedir. Hastaları ile iletişimi kuvvetli olan Dr. Baştürk, her zaman hastalarının endişelerini ve isteklerini anlamak için zaman ayırmaktadır. Bu sayede hastalarının güvenini kazanmaktadır.

04.

Yüksek Standartlara Uygunluk

Dr. Baştürk, cerrahi işlemlerinde en yüksek standartları ve prosedürleri takip etmektedir. Hastalarının güvenliği ve konforu her zaman önceliklidir. Bu nedenle, modern ve konforlu bir klinikte hizmet vermektedir. Tıbbi ekipmanlarının en son teknolojiye sahip olmasını ve sterilizasyonun en üst düzeyde sağlanmasını garanti eder.

Hemen Randevu Al!

Op. Dr. Engin Baştürk, her hastasına kişisel bir yaklaşım sunar ve tüm işlemlerde en yüksek standartlarda hizmet sunmak için çalışır. Eğer Genel Cerrahi alanındaki bir sorununuz varsa ve Op. Dr. Engin Baştürk’ün hizmetlerinden yararlanmak istiyorsanız, lütfen randevu alarak daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Dr. Baştürk, hastalarının sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olmak için her zaman yanlarında olur.

Doktora Sor

Email

Adres

Yayla, Ali İhsan Paşa Cd. No: 52, 34944 Tuzla/İstanbul

Mesaj Gönderin Yardımcı Olalım!

Yayla, Ali İhsan Paşa Cd.
No: 52, 34944 Tuzla/İstanbul
Op. Dr. Engin Baştürk ile

İçinizden Geldiği Gibi Görünmek
Sizin Elinizde!

Op. Dr. Engin Baştürk ile Obezite Cerrahi;

Dr. Engin Baştürk, estetik alanında özellikle mide botoks uygulaması ve mide balonu uygulaması konusunda uzman bir cerrahtır. Estetik cerrahi, vücuttaki çeşitli bölümlerdeki sorunları düzeltmek için çeşitli prosedürler kullanır. Bu prosedürler, hastaların kendilerine olan güvenlerini artırmalarına ve kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olur.

Mide botoksu, mide kaslarını gevşetmek için botulinum toksininin (botox) kullanıldığı bir prosedürdür. Bu işlem, mide kaslarını rahatlatarak mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik ve diğer sindirim sorunlarını tedavi etmeye yardımcı olur. Dr. Baştürk, mide botoks uygulamasında uzmandır ve hastalarına güvenli ve etkili bir tedavi sunar.

Mide balonu, şişirilebilir bir balonun midenin içine yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen bir zayıflama yöntemidir. Bu işlem, mideye balon yerleştirilerek mide hacmini küçültür. Bu sayede, hastaların daha az yemek yemeleri ve daha hızlı bir şekilde tok hissetmeleri sağlanır. Dr. Baştürk, mide balonu uygulamasında uzmandır ve hastalarına güvenli bir şekilde kilo verme sürecinde yardımcı olur.

Testimonials

What Our Clients Say

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.
Grace Hill
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.
Jamie Carter
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.
Robert Owens

Sıkça Sorulan Sorular

Gastric Bypass ameliyatı sonrasında hem yenilen gıda miktarında azalma meydana gelirken hemde yenilen besinlerin emiliminde azalma meydana gelir. İki farklı mekanizmayla kilo kaybedilen bu yöntemde özellikle yüksek kalorili diyetle beslenen obez hastalarda daha kolay ve uzun dönemde daha fazla kalıcı kilo kaybı elde edilir.

Bu prosedür obezite tedavisi için kullanılan bir cerrahi yöntemdir. İlk olarak mide hacmi küçültülmekte ve dolayısıyla hastanın alabileceği yiyecek miktarı azalmaktadır. İkinci olarak besinlerin emilimi ince barsakta katedilen yol kısaldığı için azalmaktadır.

Mide Balonu uygulaması bir cerrahi yöntem değildir. Uygulama endoskopik olarak yapılmaktadır, genel anestezi ve hastanede yatışı gerektirmeyen bir işlemdir. Diğer cerrahi uygulamalara göre riski oldukça düşüktür ve çoğu kişi tarafından kolay tolere edilmektedir.

Obezitede, cerrahi girişim için hasta seçerken, American Society of Bariatric and Metabolic Surgery kriterlerine uyulmaktadır. • VKİ 40 kg/m2‘nin üzerinde olan veya 30-40 kg/m2 arasında olup eşlik eden hastalık durumlarında (hipertansiyon, diabetes mellitus, uyku apne send., artrit, vd.) • 18-60 yaş arası • Obezitenin en az 3 yıldır var olması • Hormonal hastalıkların bulunmaması • İlaç ve diyet tedavisine rağmen, en az 1 yıldır kilo veremeyenler • Alkol ve ilaç bağımlısı olmamak • Hastanın uygulanacak yöntemi anlaması ve ameliyattan sonra uyum sağlayabilecek durumda olması • Kabul edilebilir ameliyat riski

Obezite Cerrahisinde uygulanan ameliyatların riskleri herhangi bir batın ameliyatındaki risklerle benzer oranlarda bulunmaktadır. Ancak ameliyat edilecek kişi yüksek kilo değerlerinde olduğundan ve çoğu zaman yandaş hastalıkları (hipertansiyon, şeker hastalığı, vd) bulunduğundan dolayı anestezi ve ameliyat sonrası daha fazla dikkat edilmesi gerekmektedir.

Obezite Cerrahisinde 4 ana grup yöntem vardır; • 1-Mide Hacmini Küçültücü • 2-Emilimi Engelleyici • 3-Kombine • 4-Farklı Mekanizmalar

Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır.Eğer ideal kilonuzun 40 kg üzerindeysiniz veya Vücut Kitle İndeks (VKİ) değeriniz 30 kg/m2 nin üzerindeyse obezite sınıfı içerisinde bulunmaktasınız.

Hastanede yatış süresi: Fıtık ameliyatlarının çoğunda hasta ameliyat gecesi hastanede kaldıktan sonra ertesi gün taburcu olabilmektedir. Hastanın gecelemeden, aynı gün taburcu edilmesi giderek artan sıklıkta yeğlenmeye başlanmıştır. • Ameliyat sonrası ağrı: Hastaların ameliyat sonrası dönemlerinde ağrı pek sorun olmamakta ve sıklıkla ağızdan alınan ilaçlarla rahatlıkla kontrol altına alınabilmektedir. • Günlük aktiviteye geri dönme: Laparoskopik fıtık onarımı sonrası etkin ağrı kontrolünün sağlanması ve erken hareketlenmenin cesaretlendirilmesiyle hasta günlük aktiviteye çok erken geri dönebilmektedir. Hastalar artık 24 saat içerisinde banyo dahil tüm hijyenik gereksinmelerini kendi başlarına halledebilir, 2-3 gün içerisinde günlük işlerini yapar ve 5-7 gün içerisinde aktif iş yaşantısına geri dönebilirler.

 

Gastric Baypas ameliyatı sonrası emilim eksikliğine bağlı vitamin ve mineral yetmezlikleri görülür. Bu yüzden tüm hastalar ömür boyu multivitamin ve gerekli olduğu taktirde bazı mineralleri dışarıdan almak zorundadırlar.

Gebelerde kanser şüphesi durumunda karın bölgesi kurşun kalkan ile korunarak düşük dozda radyasyon verilebilir veya manyetik rezonans (MR) tetkiki yapılabilir. Gebeliğin son döneminde (son trimester) erken evrede bir kanser belirlenmesi durumunda, kanser tedavisi doktor kontrolunda doğum sonrasına ertelenebilir. Gebeliğin ilk döneminde (ilk trimester) kanser belirlenmesi durumunda bebeğe zarar vermemek için gebeliğin son dönemine dek beklenebilir veya bebeğin tahliyesine karar verilebilir. Burada bebeğin tahliye edilmesi kararını karar alırken en önemli faktör, kanserin hangi evrede yakalandığıdır ve uygun durumlarda ameliyat, kanser ilacı tedavisi (kemoterapi) veya ışın tedavisi (radyoterapi) uygulanabilir. Gebelikte kanser nedeniyle ameliyat diğer tedavi yöntemlerine göre daha güvenle uygulanabilir. Gebeliğin ilk üç aylık döneminde uygulanan kemoterapi bebeğe zarar verir ve bazen düşüğe neden olabilir, ancak ileri dönemlerde bu şekilde bir yan etkisi olmayabilir. Gebelik sırasında belirlenen meme kanseri ve habis melanom gibi durumlarda, tedavide gecikme olması durumunda kanserde ilerleme olabilir.

Gebelikte 1,000 kadından birinde kanser görülür. Gebelik tek başına kanser riskini arttırmaz. Gebelik sırasında rastlanılan kanser türleri: meme kanseri, rahim ağzı kanseri, Hodgkin lenfoma, habis melanom ve tiroid kanseridir. Her 3,000 gebelikten birinde meme kanserine rastlanır.

Evet, bazı İBS olgularında probiyotikler kullanılabilir. Probiyotikler; vücut için yararlı olduklarına inanılan bazı canlı mikroorganizmalardır. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamalarına göre bazı canlı mikroorganizmaların (probiyotikler) yeterli miktarlarda alınması durumunda vücuda bazı yararlar sağlayacağı bildirilmektedir. Probiyotik olarak en yaygın olarak kullanılan maddeler laktik asit bakterisi (laktobasillus), bifidobakter ve Saccharomyces boulardii’dir. Probiyotik anlamında bazı bakteri ve mantarlar vücuda yararlı olmaları amacı ile kullanılır.

Kanser ameliyatını gerçekleştiren cerrah, size ameliyat sonrası dikkat etmeniz gereken noktalar ve varsa diyet kısıtlamaları, almanız gereken ilaçlar, banyo yapma, günlük aktiviteye geri dönme süresi gibi konularda bilgilendirecektir. Bunun dışında ışın tedavisi (radyoterapi), kanser ilacı tedavisi (kemoterapi) ve atom (radyoaktif iyot) tedavisi gibi konularda doktorunuz sizi bilgilendirecek ve ilgili uzmanlık dalındaki doktorlar (Onkoloji, Nükleer Tıp vb.) ile irtibata geçirecektir.

Enfeksiyon: yara bölgesinde veya deride iltihaplanma olabilir. – Ağrı – Akciğer enfeksiyonu (zatürre) – Kanama – Pıhtılaşma ve akciğer embolisi: bacaklardaki toplar damarlardan kalkan bir pıhtı, dolaşım yolu ile akciğer damarına yerleşip solunum güçlüğüne neden olabilir. Kan sulandırıcı ilaçlar (düşük molekül ağırlıklı heparin) verilerek, bu komplikasyonun gelişmesi önlenir. – İdrar yapma zorluğu – Bağırsak hareketlerinde yavaşlama Kanserli dokudan ince iğne biyopsisi alınması sonucunda kanser hücreleri yayılır mı? Günümüzde çok küçük iğneler ile bu tür biyopsiler alındığından tümör hücrelerini yayılma olasılığı çok düşüktür. Ancak, bu biyopsi sırasında tümör hücrelerinin yayılma olasılığına karşı, biyopsinin alındığı deri veya doku bölümü ameliyat sırasında çıkartılır.

Genel olarak halk arasında adeta bir şehir efsanesi gibi ‘bıçak değerse kanser yayılır’ gibi bir görüş vardır. Bu düşüncenin hakim olmasındaki başlıca nedenler: ameliyat korkusu, iyileşememe endişesi ve ameliyat öncesinde belirlenenden daha yaygın düzeyde tümör belirlenmesidir. Bu görüşten dolayı kanser ameliyatından kaçmak ve tedaviyi geciktirmek durumunda kanserin yayılacağı bilinen bir gerçektir. Ancak, kanserli dokularda yapılacak özellikle küratif (tedavi edici) ameliyatlarda tümörün yayılması yerine tedavi edilebildiği uzun yıllardan beri dünya genelinde ispat edilmiş bilimsel bir gerçektir.

Kuyruk sokumunda apse ve akıntılar sürekli bir hal alır. – Yıllarca süren kronik ve iltihabi akıntılar sonrasında düşük bir oranda da olsa kıl dönmesinden (pilonidal sinüs) epidermoid kanser gelişebilir. Kıl dönmesi zemininde ortalama 23 yıl sonunda, 50 yaş civarında ve dört erkeğe karşı bir kadında pilonidal kanser geliştiği belirlenmiştir. 1900-1994 yılları arasında tüm dünyada kıl dönmesi sorunu sonrasında gelişen sadece 44 adet kanser olgusu bildirilmiştir.

  1. Memenin dokusundan farklı ve kaybolmayan kitle, 2. Memede şişlik, 3. Meme cildinde çekinti, portakal kabuğu görünümü, kızarıklık, 4. Memenin şeklinde değişiklik, asimetri 5. Meme başında kabuklanma, soyulma, 6. Meme başı şeklinde değişiklik, meme başının içeri çökmesi, 7. Meme başından akıntı. Bu belirtiler bulunan kadınlar hemen doktora başvurmalıdır. Belirtilerin sebebi kanser olmasa bile bundan emin olmak için muayene ve tetkik yapılmalıdır.

 

Mide Balonu çıkartılıp yerine 2. balon hemen uygulanabileceği gibi mide balonu çıkartılıp aradan belli bir süre geçtik den sonrada tekrar aynı uygulama yapılabilir.

Mide Balonu uygulaması 6 aylık bir süreyi kapsamaktadır. Bu sürenin sonunda mide balonunu endoskopik olarak çıkartmak gerekir. Bu uygulamayla birlikte kalori kısıtlayıcı diyet ve davranış tedavisi ile beslenme alışkanlığında değişiklik yapma çabası içinde olmak uzun dönemde kaybedilen kiloların korunması açısından önem arz etmektedir.

Mide Kelepçesi kalıcı bir yöntemdir. Bugünkü bilgiler ışığında kelepçede bir sorun oluşmadığı taktirde çıkartılmasına gerek yoktur.

Mide Kelepçesi laparoskopik (kapalı) yapılan bir cerrahi uygulama olup, hastanede yatış süresi 1-2 günü içermektedir. Uygulama yaptıran kişiler çok kısa sürede eski hayatlarına dönebilmektedirler. Bu uygulamada kelepçe ayarı yapılarak kişinin yemesi kontrol altına alınmaktadır. Mide kelepçesi istenildiği taktirde çıkartılabilir ancak bu önerilen bir işlem değildir.

Mide Kelepçesi silikondan yapılmış bir üründür. Silikon materyali bu gün için insan vücudun da en kolay uyum sağlayan bir medikal ürün olmasına rağmen bazı vücutlarda reaksiyonlara neden olabilmektedir. Mide Kelepçesi yapıldıktan sonra kişinin beslenme programına uyum sağlaması çok önemlidir. Uyumsuz kişilerde ilerleyen dönemlerde kelepçede kayma, pozisyonunda değişme, mide içerisine doğru hareket etmesi gibi sıkıntılarla karşılaşılabilmektedir. Böyle bir durumda kelepçenin çıkartılması veya 2. bir ameliyat gereksinimi doğabilmektedir. Bu durum aynı zamanda kilo verme oranını da etkilemektedir.

Mide Tüpü uygulaması son yıllarda gündeme gelen bir uygulamadır. Mide nin yaklaşık 2/3 lük kısmı alınarak yaklaşık 100-150 cc lik mide hacmi elde edilir. Bu uygulama ile fazla gıda alımı engellendiğinden kilo kaybı söz konusudur. Ayrıca iştah hormonu olan GHRELİN seviyesinde azalma ile ameliyat sonrası tokluk hissi oluşmaktadır. Uzun dönemde fazla kilonun %70 kaybedilmektedir.

Ameliyat sonrası başarıda yani kilo vermede beslenme programı önemli rol oynar • Hastanın yeterli kalori alması ve mide barsak sisteminin dengesini koruması şarttır • Alınan gıdalarda yüksek protein kompozisyonuna dikkat edilmelidir • Ameliyat sonrası gıda miktarındaki değişikliğe yemek yeme tarzı değişiklikleri de eşlik etmelidir • Katılarla birlikte sıvılar alınmamalıdır • KÜÇÜK lokmalar YAVAŞ yenilmeli iyi-çok ÇİĞNENMELİDİR • Zorlayarak veya istemli kusmalardan kaçınılmalıdır • Doyma hissi uyandığında derhal yemek yeme bırakılmalıdır • Sıvılar düşük kalorili seçilmelidir, şekerli alkollü içecekler kesinlikle tüketilmemelidir • Önerilen ilaçların düzenli kullanılması kilo kaybında önemlidir, unutmayınız ilaç kullanmama sonrası gelişecek bazı elementlerin yoksunluklarını düzeltmek önlenmesinden çok daha zor ve maliyetlidir • Kusmanın sebebi, hızlı, yeterince çiğnemeden, gereğinden fazla yemek yemektir • Ana ve ara öğünler dışında atıştırma kesinlikle yapılmamalıdır • Yenilen besinlerin taze ve yeni hazırlanmış olmasına dikkat edilmelidir • Günlük tüketilmesi gereken su miktarının altında kalınmamalıdır(Günde Minimum 6 bardak) • Günlük egzersiz programına mutlaka uyulmalıdır, ameliyat sonrası döneme göre ayarlanacak bu egzersizler kilo vermeye yardımcı olmaktadır • Ameliyat sonrası tanımlanan beslenme periyotları her hastada aynı olmayabilir, katı gıdalara geçişte aceleci olmamalıdır • Planlanan kilo verme hızı ve miktarı hastadan hastaya değişkenlik gösterir, performansların karşılaştırılması uygun değildir • Hızlı kilo vermek amacıyla öğün atlamak, hatta hiçbir şey yememek kilo verme hızınızı azaltır ve ciddi tıbbi sorunlara yol açabilir

Obezite Cerrahisi sonrasında hastaların bir süreliğine yaşadıkları en sık sorunların başında saç dökülmesi gelmektedir.Bu saç dökülmesi “Telogen Effluvium”olarak adlandırılmaktadır.Mevcut saçımızın % 90’ı “Anagen” yani büyüme aşamasındaki saç tellerinden oluşmakta, % 10’u ise “Telogen” yani dinlenme aşamasındaki saç tellerinden oluşmaktadır.Tüm saç telleri yaşamlarına Anagen dönem ile başlamakta daha sonra ise Telogen döneme geçmekte bu dönemde 100 ila 120 gün kalmakta daha sonra da dökülmektedir. Dolayısıyla günlük hayatımızda kaybettiğimiz saç miktarı her zaman yeni büyümeye başlayan saç miktarından daha az olmakta ve biz saç azalması ile karşı karşıya kalmamaktayız. Saç Dökülmesinin Sebepleri Hayatımızın bazı dönemlerinde Telogen dönemdeki saç miktarı artmaktadır.Bu anogen dönemden telogen döneme geçiş artışı aşağıdaki sebeplerle olabilir. .Ateşli hastalıklar .Büyük cerrahi girişimler .Akut fiziksel travmalar, .Hormonal bozukluklar ( Hamilelik, doğum, östrojen tedavisinin kesilmesi ) .Akut kilo kayıpları, .Anoreksi .Düşük kalorili diyetler .Demir ve çinko eksikliği .Ağır metal zehirlenmesi, .Bazı ilaçlar İlk 6 ay saç dökülmesi yaşanabilir. Beslenme ile ilgili sorunlar dışında “Obezite Cerrahisi” hastalarının önemli bir kısmı geçirmiş oldukları büyük cerrahi ve hızlı kilo kaybı nedeniyle ilk 6 ay saç dökülmesi yaşamaktadırlar.Telogen safhaya geçmiş olan saçlar mutlaka dökülmektedir.Ancak “Telogen Effluvium” tipi saç dökülmesinde saç kökleri zarar görmediği için cerrahi sonrası 6 aylık bir zaman dilimi içinde saç dökülmesi azalmakta daha sonra da saçlar yerine gelmektedir.Hastaların cerrahi sonrasında protein,demir ve çinko alımlarının yeterli seviyelerde olması dışında yapmaları gereken ilave bir tedavi bulunmamaktadır.

Obezite Cerrahisin de bugünkü bilgilerimiz ışığında en ideal yöntem şudur demek mümkün değildir. Her yöntemin kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Obez bir kişi için en ideal yöntemi seçerken pek çok faktör rol oynamaktadır (kişinin yaşı, cinsi, VKİ değeri, yandaş hastalık oranı, beslenme şekli vd). Tüm bu veriler değerlendirilerek kişi için en uygun yöntemi seçmek bu gün için obezite cerrahisinde altın standart olarak kabul edilmektedir.

Safra kesesi taşına bağlı şikayetlerin başlıcası sağ üst kadranda ve/veya orta hatta olan ağrılardır. Bu ağrılar sağda omuza, bele, sırt yayılabilir. Tanıda en sık kullanılan yöntem ultrasonografidir. Safra taşları ağrı şikayetlerine veya herhangi bir komplikasyona neden olmuşsa tedavi gerektirirler. Tek kalıcı tedavi yöntemi safra kesesinin cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Açık veya kapalı (Laparoskopik Kolesistektomi) olarak yapılabilen bu işlem en sık yapılan ameliyatlardandır. Laparoskopik yöntem daha az ağrıya neden olması, kısa hastane yatış süresi ve hızlı iyileşme dönemi ile her hastada ilk tercih edilecek yöntem olmalıdır.

Evet. Cerrahiye bağlı etkiler geçtikten sonra ameliyat öncesi yapabildiğiniz herşeyi yapabileceksiniz. Tiroid bezinin tamamı veya tamamına yakını alınanlarda tiroid hayatınızın normal akışı devam ettirmeniz için yeterli olacaktır.

Tiroid cerrahisi bu konuda özel eğitim almış ve tecrübeli cerrahlar tarafından uygulanmalıdır. Tiroid cerrahisini sık uygulayan cerrahların yaptığı ameliyatlar sonrası komplikasyon oranları daha düşüktür.

Tiroid cerrahisi sırasında kaşılaşılabilecek en önemli riskler kanama, kalıcı ses değişikliklerine neden olan ses tellerini uyaran sinirin zedelenmesi ve hipoparatiroidiye yol açan vücudumuzun kalsiyum düzeyini ayarlaya paratiroid bezlerinin hasar görmesidir. Bu komplikasyonlar daha çok lenf nodu tutulumu olan ve çevreye yayılmış büyük tümörlerde, tiroid bezine yapılan ikinci ameliyatlarda ve göğüs kafesine doğru uzanım gösteren büyük guatrlarda olur. Cerrahın tecrübesi yetersiz olduğunda komplikasyon oranı artar. Genel olarak komplikasyon oranı % 2 nin altında olmalıdır.

VKI, vücut ağırlığının (kg), boyun karesine (m²) bölünmesi ile hesaplanır. Bu değer yaş ve cinsiyetten bağımsızdır. Bununla beraber, VKI kullanımı, çocuklarda, hamile kadınlarda ve çok adaleli kişilerde doğru sonuç vermez, bu nedenle kullanılmamalıdır.